Sahip olduğun hiçbir şey aslında senin değil. Benim dediklerim senin değil. Sahip olmak için veya sahip olduğunu sandıktan sonra onu korumak için savaş verdiğin hiçbir şey aslında senin değil. Neden mi? Çünkü senin olsaydı bir gün senden alınmazlardı. Sana bir eşyamı versem ve desem ki "bir ay sonra bunu senden geri alacağım o zamana kadar bu eşyadan istifade edebilirsin." Şimdi sen bu eşyayı kullanırken emanet olduğunu unutursan ve kendininmiş gibi hissetmeye başlarsan bir ay sonra elinden alındığında üzülürsün. Bir ay değil de bir yıl sonra ya da 10 yıl sonra veya 30 yıl sonra senden alacak olsam ne olur? Durum yine değişmez o şey yine seninle olmaz. Demek ki bir gün senden geri alınacak bir şey aslında hiçbir zaman senin değildir. Bir emanettir. Bu dünyada bırakalım malı mülkü "ben" diye işaret ettiğimiz bedenimiz bile bizim değildir. Günü geldiğinde çok sevdiğimiz evlatlarımız tarafından toprağın altına bırakılacak bedenlerimiz. Yerimize onlar geçecek. Biz nasıl dedilerimizin yerini aldıysak onlar da bizim yerimizi alacak. Onlar da baki değiller çünkü onların yerini de başkaları alacak. İnsanın şu dünyada hiçbir şeyi yoktur. Her şey bir emanet. Allah'ın imtihan etmek için bir süre bize verdiği emanetler.

Cennet! Altından ırmaklar akan köşkleriyle müminleri selamlayan o cennetler böyle mi? Asla! "Nimet Cennetleri onlarındır" buyuruyor Rabbimiz. Cennet orayı kazananlara aittir. Çünkü sonsuza kadar orada kalacaklar. Ebediyyen o nimetler içinde yaşayacaklar.
Şimdi sen senin olabileceklerin peşinden mi gideceksin yoksa asla senin olmayacak olanların peşinden mi?